28/12/2008

duman kimden kaldı eflatun-i ilahiden

 Bizim üçüncü koğuş tekâyanın birincisidir. Cümle bisâtı pak olduğundan ve cümle dört duvar karındaşları canlarımız ehli hâl ve cümle can yoldaşları tazelerimiz sahibi cemal olduğundan, birincidir. Kabak dahi gümüş pullu olup, Yedikule-li Mastor Hakkı Usta işi olup birincidir. Dumanı Somuncu Babamız alıştırıp nefeslendikte, kanundur ki, dizi dibinde diz çökmüş muntazır Emin Bey'e verip, o bey dahi aiup, nefes/ey/p ayağa kalkar ve Pâbürehne Uvusî reftâr ile, nazikâne hıram ve ranzada, döşeklerde edibâne teşrifine muntazır karındaş canları dolaşıp cümlesini nefestendirir ve bu minval üzere dört devirden sonra karındaşlarımız yârı gaan can yoldaşları ile tamam dalgaya vardığında, Somuncu Baba'mız çerâğı uyutur..."
...Aşereye girmeyen karındaşa tazyik olmaz. Onlar ranzada ayrı yerde olurlar. Amma onları zindancılar alır. Tekâyadan olmayan bir koğuşa verirler. Lâkin zindanda cümle kavgalarda oradan çıkmıştır, zira lekârâya pirimiz Sultânımız Hacı Bek-taş Veli'nin nefesi sinmiştir. Tekârâde senlik benlik olmaz, kavga da olmaz. Tazelere tasarruf da olmaz. Dalga duman âlemidir. Senin benimdir. Senin benim yoksa bu minnet ve zulmeti zindan çekilmez


Bitmedi tükenmedi çileli zindan
Mihneti zindan, zulmeti zindan aman
Zulmette çırağım olsun
Helvacı Selim heman
Curadan çek bir duman
Ahh … çek bir duman

Aşereye yazdım şahım
Gel aşk için çek bir nefes
Duman ile muhabbetle
Cennet olur demir kafes

Kuş olsan bile uçamazsın
Çek curadan püf püf duman
Bir can olur kuzu ejder
Dört duvar kardaşı dilber ah…

Dalgaya dumana püf püf
Dumana zindana püf…

Kahveci Gürcü Nusret bir arkadaşını öldürüp zindana düştüğünde bunları derken,.

Server Baba dumanlı kafayla, bir cinayet işleyip zindandan bir nefes çektiğinde :

Esrar sırrın cemidir
Sır tutarız dervişiz
Dalga duman esrarla
Mertebeye ermişiz
Libâsımız çul gaput
Güzellen yaptık put
Aşk ile olduk bulut
Maşuka can vermişiz.

diyerek kendinden geçer.

Fuzili ise şarap ile esrarı karşılaştırır şahın huzurunda:

Mey eydur Ben nebirei tâkim
Beng eydur Sen pelit ben pâkim
Mey eydur: Ben çırağı encümenim
Beng eydur: Riski sebze/ çimenim
Ve yine fuzili Şahı şaraba II. Beyazıt'ı ise bengiye yani esrara benzetir..

Tekkeden yayılan duman yeri göğü mest ededursun, bektaşinin dilinde hep aynı tekerleme vardır:

Aşere kimden kaldı?
Pirimiz Sultan Bektaş Veli'den
Kabak kimden kaldı?
Serendibli Şeyh Uryani'den
Dalga kimden kaldı?
Kafa/ Kahkaha 'da Dalyan Baba Zındâni'den
Duman kimden kaldı?
O dahi Şeyh Zındâni'den
Şorolo yar kimden kaldı?
Eflâtûni ilâhiden
Kavga kimden kaldı?
Hâbii ile Kabil'den


Kahveci Gürcü Nusret



Ve Galata mevlevihanesinden ney arasından Esrar Dede'nin dumanlı sesi duyulur:

Yapmak da yapılmak da mey-hânede kalmışdur
Âşâr-ı imâret hep viranede kalmışdur
Girdâb-ı şu’ur içre ser-geştedür ‘âkiller
Âzâdeliğin zevki divânede kalmışdur
Sufi arayup gezme beyhude mesâcidde
Feyzun eseri şimdi hum-hânede kalmışdur
Ol çeşm-i hamuş olmuş himaye-i küfr-i zülf
‘İsl bu gece guya büt-hânede kalmışdur
Da’vâsını terk itsün bülbülde fedâ yokdur
Bir nükteciği ‘aşkun pervânede kalmışdur
Derd-i dilüm ‘arz itdüm güldi didi ol kâfir
N’olmuş yine Esrâr’a efsanede kalmışdur

Herşey ehlini helal diyip çekilmeli şimdilik.!


(özcan köknel) uyuşturucu maddeler el kitabı 1976-taklamakan sarp bengü esrarkeşler muallim şövalye hasan bahri)


7/11/2007

sevgiili tarığın oscarı...

Adımla çağırın derdi hep bana

Adını severdi,

Adımlarını izlerdi hep kendinin

Aklının kaldırım taşlarında

Oscar

Canlı ve sade gibi sessizdi eşsiz krom ozanlar yalnızlığında

Soluksuzdu soğuk  uzun koşular  gibi..

 

Alkolle vaftiz edildiğini söylerdi

İki kadehlik isteklerdi ,sterilizeydi de yaşam

Zamanla fondip dakikalarda

Şarkıların yorgun sancılarına saklanıp, dinlerdi

nakaratlara sıkışmış sarhoş duygulardı olgular aslında

şerefe onun en sevdiği  besteydi

güftesi  son kadeh tokuşturmalardan kalan

notasız  camdan nazik ince seslerdi

adıyla çağırılmasını severdi

Oscar

 

Anasonu severdi ,şerbetçi otu eker

Sulandırıp içerdi

Sekti  tek başına taşıdığı yorgunluğu  

Çekti set di gençti bedeni

Hayal kırıkları koleksiyonuna

Umudu hep teğet geçerdi ..

Kaderinin dilsizliğine gülüp içerdi

Anasonu severdi şerbetçi otu ekip sulandırıp içerdi

 

Hangi mısraya  eklersen öfkeyi

Alışkanlık yaratan serin bir acı oluşurdu

Derin bir kanama sancısında buluşurdu

Çocukluğumuz

Oscar’ın saçları hep uzundu

Hayalleri  hep kısa

 

Yüzündeki  sesi kesin bir ifadeyle solgundu

Durgundu da  zaman onun için

Yorgun olduğu kadardı beklide geçmiş

Bıraktığı kalıntılarıyla….

 

Umutsuz bir girdabın dönencesinde 

Savuruyordu onları rüzgarın heybetle esişi

Estikçe rüzgar onlar  savruluyor

Onlar savruldukça bir imge düşüyordu göklerden

Üşüyen sevdalarının üzerine 

 

 

Güneş  doğarken diğer taraf kararıyorsa

Bu adil bir kalabalık değildir

Tanrı gerçek bir yalancıdır

Yada iyi bir hokkabaz, iyi bir cambaz

Pantomim ustası  yada

 

Güneş  batarken diğer taraf aydınlanıyorsa

Bu gerçek bir oyun değildir

Senaryolar gerçek değildir

Replikler gerçek değil

Kameraman gerçek değil

 

Birileri gülüp oynayıp jazz masalarında

Haz doruklarına ulaşırken

Kimilerinin mastürbasyon ibadetleri gerçek değildir

 

Birileri ölürken diğerlerini kanla büyümesi yalandır

Sanaldır sevgiler anal alındığında

Sessizlik gerçek değildir

Duygular yargılarken korkuları ,

Toplum adil bir kalabalık değildir

Bir tarafta  güneş doğup

Diğer tarafta batıyorsa…..

  

 

Gözünüzü açtığınızda gördükleriniz

bir pislik kokusu muydu bu kentte.

Bu ney miydi aslındanın  ardından gelen kelime

Yoksa mıydı  bizi bu yalnızlığa iten

İttikçe çıkılmaz bir kuyuya ev sahipliği eden

Bir canavar mıydı beyin

Cümleler bir bir devrilirken  ,bu kent sessizken

Bu kent pislik kokarken

Kanallardan kanlar akarken

Kan alırken izolasyon yapıyken imla..

Sırra kadem basanlar poker oynarken

Devrilen cümlelere mezarlık yetmiyordu

 Ruhlarına fatiha diyecek cetler ararken

Kimsesizliklerinin sessizlikleriyle  yolculanıyorlardı

 

 

Yağmur yağdığında bu kent ıslanacak sanmayın

Gerenimo   ıslanacak  

Bir kartezyen çarpımı Gerenimo

Para ustu alış-verişlerde

ıslaklığında  buharın buğusunun

süblimleşme Gerenimo ..

asparagas haber yada muamma

duyulmamışın ardına gizlenen sır sanki

saydam yüzlere saklanan  özün yüzdeki teni

sancılı bir hancının merak dolu bakışı geronimo

 

bir tren vagonun diğer vagonu çekmesi

iç hatlarımızdan dış hatlarımıza bir kalkış Gerenimo

rötarlı bir gün doğumunu özleyen öz

sözlere sığmayan bir yüklem Gerenimo

 

ardına bakmadan koşulan koşuların

yorgunluğunda gizlenen iz kadar sessizken

ve kimsesizken

ve de sadeyken sekseksen , teksen

ve  kimseler yokken

ardına bakmadan ağlamak Gerenimo

 

yağmur yağdığında bu kent ağlayacak sanmayın

Gerenimo ıslancak…bir kartezyen çarpımı

Para ustu alış verişlerde

Islaklığında buharın buğusunun

Süblimleşme Gerenimo

 

 

Yaprak taşlarla oynanan bir okey masası

Yaşadıklarımız bu kentte

Oyunculular karşılıklı oturmuş

Katiller ayakta

Balistik mide kanamaları geçiriyorum

Sancılar manik depresif uykular

 

Bu kentte herkes ajan

Her şey telsiz

Bu kentte  herkes suçlu

Bu kentte moda olan hiçbir şey yok

Bu kentin adı öle zaten

 

Şansımız %50 yüzde elli

Bir barbekü masası mı bu kent

Bir umut dönencesi mi

Bu gece şansımız dönerimiydi

Bir ihtimal daha varımıydı

An meselesi gibi Musul ve Kerkük müydük

Sınırlar tanımayan sınır kavgalarımızda

Sinir imtihanlarında mıydık

Birden ışıklar kesildi..

Bileklerde pranga ayaklarda kelepçe

Yüreklere vurulmuş müebbet renklerdi

Işıklarında aydınlandığımız

Birde satırların arasına sıkışmış

Acı sevdamız..

 

Bu kente seyahatlerim sancılı bir

Aybaşı kanaması

Sancılı bir rutubet kokusu

Tek Dumanlık takla akşamları

Sirenlerin çalındığı kurulmuş bir

Son nefes alarmı

Kelepçe sonra

Nezaret uykular

 

Bu kent kurtuluşu bekleyen

Yorgun bir tanrı

Bu kent çamurlu

Bu kent yorgun

Bu kent bir ajan aynasız telsizlere…. 

 

 

Thomas geldi ve masaya oturdu

Aydınlık  bir gelecek getirmişti onlara

Yağmur yağmayan ve gün doğmayan

Dünyalarına

Bulutları alınmış bir gökyüzü

Armağan etmeye geldi

Hediyeyi ilk Oscar almıştı

Oscar la tanıştı Thomas

İlk kurbanını kolayca yakalamıştı

Adıyla çağırılmasını severdi Oscar

 

Dumanlı bir moda akşamına

Şarap kırmızısı gelecek ektiler

Oscar hediyeyi çok sevmişti

Ve de Ömür boyu çok seveceği

Thomas ;

Güneşli günleri saydam bakışlara 

Bırakan

Görünmeyen insan …

Atmosferik basınçları yüksek tansiyonlara

Çıkaran

Bonzai  ağacı Thomas

Noel baba bakışlı Thomas 

 

 

Mutluluğu arayan yıldızların uçuşu gibi geçti kuşlar

Bir zaman akımındaydılar

Bir imleç geçti düşlerinden

Beklide bir nokta bir virgül

Bir zaman akımındaydılar

Yıldızların kayışı gibi geçti aşkları

 

 

 

Sancılı bir akşam rüzgarı gibi

Uzun uzadı bir gökkuşağı yalnızlığında

Taşlı sopalı saldırıların

Katran karası sevdasını  arıyorlardı

Geceye düştüler birlikte

Oscar’ın elleri kanıyordu

Öylece  bir köşede yalnız

yalnızlığına ağlar bir halde

ansız dakikalar gibi zamansız

Oscar’ın sesi kanıyor ve

Sessizce ağlıyor

 

Karanlıktı gece ve sessizdi yıldızlar kadar

Katiller

Bir aşktan diğerine gitmek için

Cesetler banliyö

Cesetler yolcu taşıma servisiydi

 

Bu kentin kaldırımları aşk kokardı

Karakolları cop

Bu sahil kenti insanlarının yüzleri

Kin kusardı sokaklara

 

Thomas derin derin nefes aldı

Ve derin derin nefes verdi

Kan kustu ağzından çıkan Dumalar

Şehrin girdabındaki  karanlık şövalyelere

Yere duştu yavaşça ve söndü

 

 

Bu  kent içine çektiğini götüren bir kara delik binlerce asırlık

Ama bu kent bir Gerenimo daha yaşlandıramaz

Bu kent bir sesi daha kanatamaz

Bu kent bir güneşi bile  ağlatamazdı

Thomas gibi….

25/5/2007

extacy mezesi redbull haliçten elini çek

Extacy mezesi Redbull , Haliçten elini çek! Sözüm ona istanbul'u tanıcağım diye rüzgarsız ve dünya güzeli haliçi seçip o güzelim tarihi yapıtları tehdit etme!.

uçaklarının kalitesi ya da olabilecek herhangi bir kazada biz yenilerini yapsak da onlar o olmaz

o binalar bizim kanımızdır ruhumuzdur suyumuzdur aşımızdır içkimizdir.

Dünyanın en güzel kiliseleri ve camilerinin  o güzelim Goldern Horn'nunu kendi bulanık kafana meze etme !

Burası güzelliklerin şehri İstanbuldur.

Haliç, hala eski hamlaların suyu bir venedik büyüğüdür.

Kayıkçılara, ordaki mimariye ve istanbulumuza hareket etme!

İstersen et....

Sen bilirsin Redbull; extacy,ya da ekstacy adı neyse onun  mezesi içecek.

Ama beş dakika müptezellik etme !

Kendi sarhoşluklarına başka birini  seç.

Ama,

Güzelim haliçi geç

kendine başmasını meze et.

12/12/2006

bizim yeraltımızın ucu dışarda mı